Akademik

İslam Toplumunda Yahudiler

06 Nisan 2013 21:24
İslam Toplumunda Yahudiler

İslam Toplumunda Yahudiler

Hz. Muhammed hayatta iken başlayan, Hulefa-yi Raşidîn ve Emevîler döneminde zirveye ulaşan İslam fetihleri ile Müslümanlar, o dönem dünyasının önemli topraklarına hakim olmuşlardı. Fethedilen yerlerdeki insanlar Müslüman olmak ya da cizye ödemek şartıyla eski dinlerinde kalma hürriyetine ve her iki durumda da İslam devletlerinin hâkimiye­ti ve himayesi altında yaşama hakkını elde etmişlerdi.

Bu statü ile İslâm hakimiyetine girmeyi kabul eden bu insanlar, tarihte pek çok yerde yapıldığı gibi, öldürülmemiş ya da köleleştirilmemiş; İslâm teb­liği ulaştıktan sonra ihtidâ edecekleri umuduyla kendilerine “zimmî” sta­tüsü verilmiştir. Bu statü sebebiyle kendilerine din ve vicdan hürriyeti tanınarak mabetlerine dokunulmamış; din, dil ve kültür hürriyeti tanınarak can ve mal emniyetleri sağlanmış; netice olarak Allah ve Resûlünün himayesinin verildiği “emanet” kabul edilmişlerdir.

Kitapta İslam tarihinde kendi dinlerinde kalmayı tercih eden gayri müslimlerden önemli bir kesimin, yani Yahudilerin, Abbasîler ve Fatımîler dönemindeki dinî ve sosyal hayatları ile Müslümanlarla bir arada yaşama tecrübeleri anlatılmaktadır.

Yahudiler, Müslümanların tarih boyunca bir arada yaşadığı pek çok gayri müslim zümreden yalnızca biridir. Ancak onların İslâmî dönemdeki tarihlerinin araştırılmasını önemli kılan özel sebepler de vardır. Kur’an’da Tek Tanrılı dinlerin en eski mensupları olan bu milletten çok fazla bahsedilmesi, Medine’de Hz. Muhammed’le birliktelikleri, İslam’ın teşrî sürecinde ibadet ve diğer hukukî konuların ortaya çıkmasındaki etkileri yanında, bu zümre, dünya milletleri içerisinde nübüvvet geleneğine en fazla âşina olmuş ve bu gelenekten istifade ile sadece tarihte değil, günümüzde de diğer milletler arasından hep daha ön planda olmayı başarmıştır.

Öte yandan asırlar boyu sürgün (diyaspora) hayatı yaşamalarına rağmen sadece varlıklarını değil, dinî kimliklerini de koruyan Yahudiler, aralarındaki güçlü yardımlaşma ve dayanışma ruhu, din adamlarına kayıtsız-şartsız itaatleri, varlıklarını devam ettirmedeki dirençleri ve bunun için geliştirdikleri kurumlar, oluşturdukları gelenek ve cemaat eğitimi ile ayakta kalabilmeyi başarmaları, bu milleti, aynı süreci yaşayan diğer milletlerden ayrı kılan ve araştırmayı gerektiren diğer önemli özellikleridir.

Cemaat içi bu yapılanmaları ile Yahudiler, Müslümanlar da dahil, azınlık statüsündeki diğer cemaatlere de örnek teşkil etmektedir.

Kitapta bahsi geçen bu konular, altı yıllık bir emeğin mahsulü olarak sadece İslam kaynaklarına göre değil, Yahudilerin kendi kaynakları da kullanılarak Arapça, İbranîce, Aramîce, İngilizce, Fransızca ve Türkçe olmak üzere konuyla ilgili çeşitli dillerdeki literatürden hareketle hazırlanmıştır.

Çalışma okunduğunda da görüleceği üzere:

- Müslümanlar başta Yahudiler olmak üzere, diğer gayri müslim zümreleri asla dışlamamış ve ötekileştirmemiştir.

- İdareleri altındaki gayri müslimlere karşı sergiledikleri insanî yaklaşımla onların başta dinî kimlikleri olmak üzere sosyal, ekonomik ve kültürel hayatlarına müdahale etmedikleri gibi, bunların korunmasına da yardımcı olmuşlardır.

- Müslümanların, Yahudiler de dahil, “diğeri” ile birlikteliklerinden doğan bu erdemli tarihî tecrübe, bu tecrübeye henüz başlayan ya da yabancı olan diğer din mensupları için de takip edilmesi gereken güzel bir örneklik teşkil etmektedir.

529 kez okundu.
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş
Akademik

Kitaplar
Foto Galeri
Konferans, Panel ve Sempozyum
06 Nisan 20131482 kez görüntülendi
Kurtlar Vadisi Ekibi ve Ben
06 Nisan 20132800 kez görüntülendi
Videolar
Tarihin Arka Odası 13.12.2009 Kısım 4
05 Mayıs 20131030 kez izlendi
Tarihin Arka Odası 13.12.2009 Kısım 5
05 Mayıs 2013788 kez izlendi